2 Mayıs 2012 Çarşamba


 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devlet eliyle tiyatro olmayacağını belirterek, tiyatroların özelleştirileceğini açıkladı.Sanatçı ve aydınların tepkileri gecikmedi:
 Orhan ALKAYA (Oyuncu): Eğer danışmanları yanlış bir bilgi vermediyse Başbakan yanlış bilgilere sahip demektir. Gelişmiş ülkeler kavramının içeriğini biliyoruz. Bunların temelinde yerel yönetimlerin tiyatrolara büyük sübvansiyon vardır. Önümüzdeki günlerde bu değişikliklerle dünyanın ilgisini oldukça çekeceğiz. Kim bize bu konuda 'siz çekilin de bundan sonra biz yapalım' diyor. Kimse kimsenin elini tutmadı. Şehir tiyatroları başka tiyatrolara da destek veriyor. Şehir tiyatrolarına dayatılan yönetmelik tiyatroyu sanatı reddeden bir niteliktekte. Biz bu mirası ustalarımızdan aldık. Kolay kolay da sokakta bırakmayız.
 
Gencay GÜRÜN: Başbakan'ı yanıtmışlar, dünyanın ileri ülkelerinde tiyatrolar devlet destekleri ile yapılır. Özel tiyatrolar klasikleri, kalabalık oyunları sergileyemezler. İngiltere'de de Fransa'da da tiyatroları devlet destekler. Sanatçılar hiçbir zaman halka yukarıdan bakmaz, parmak sallamaz, halkıyla iç içedir. Atatürk'ün çok güzel bir sözü var. Sanattan mahrum edilmiş bir toplumun can damarı kesilmiş der. Tiyatronun özelleştirmesi olmaz. Bilet parasıyla büyük oyunları oynayamazsınız. Matematiği tutmaz. İş paraya dökülürse tiyatronu içi boşaltılır.
 
Mazlum KİPER: Tiyatroyu özelleştirmek demek tiyatronun içini boşaltmak anlamına gelir. Çünkü kim, niye tiyatroyu alsın.  Alan kişi kar bekler. Para işin içine girince de tiyatro tiyatroluktan çıkar. Tiyatrocular kimseye öyle yukarıdan bakmaz bakmamıştır. Siz şimdi 98 yıllık bir kurumu özelleştireceğinizi söylüyorsunuz. Ya cehaletten ya da yalan söyleme gayretinden olsa gerek devletlerin dünyada tiyatroları desteklemediğini söylüyorlar. Oysa dünyanın her yerinde tiyatrolar desteklenir. Kültürün bir parçasıdırlar. Belediye başkanlarının atadığı danışmanları ve sanat yönetmenleri neden istifa etti bir ona baksınlar.
 
Nilgün BELGÜN: Başbakanımız tiyatrocuları çağırıp dertlerini dinleyip ortak bir karara varmıyor diye düşünüyorum. Konuşarak karşılıklı. Zengini fakiri güçlüsü güçsüzü işçisi işvereni sanatçısı zanaatçısı hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız. Uzlaşmak durumundayız. Bu ülke bizim ve başka gidecek yerimiz yok. Benim yok en azından.
 
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan: Devlet eliyle halkın bayramını yasaklayıp, devlet eliyle dindar nesiller yetiştirmeye, devlet eliyle resimleri duvarlardan birer birer indirmeye, devlet eliyle özel yetkili sır küpünü korumaya, devlet eliyle yargıyı, polisi özel yapıların eline teslim etmeye, devlet eliyle heykel yıkmaya, devlet eliyle dizi filmleri ve parklardaki ağaç altlarını 'takibe almaya', kimin ne yeyip içeceğini belirlemeye, sanatın içine tükürenleri yüceltmeye meyilli bir zihniyetten, devlet eliyle sanata destek vermesi beklenemezdi zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder